05 Haziran 2009 Cuma

adverblog.com


Merhaba PazarlamaSeverler! Yeni takip etmeye başladığım bir siteyi sizlerle de paylaşmak istedim. www.adverblog.com. Web 2.0 devriminin ezici başarısının her sektörde hissedildiği şu günlerde, advergaming başta olmak üzere bir çok web 2.0 aracına ait dünya çapındaki en etkileyici çalışmaları bulabileceğiniz ve günü gününe takip edebileceğiniz bir adres. Etkileyici..!

30 Nisan 2009 Perşembe

Restart-Gerilla'da son nokta!



Restart. 2005 yapımı bir film. Olay Prag'da geçiyor. Film, bir yanlış anlama sonucu biten bir aşkı konu alıyor. Ancak filmi etkileyici kılan şey konusu, oyuncuları vs.'den çok, filmin tanıtımı. Yapımcı firma, filmi duyurmak için geleneksel kanallardan çok daha fazlasını kullanmış ve gerçek hayatla senaryoyu bir araya getirmiş. Zira çalışma 2007 yılında New York Festivali Alternatif ve İnteraktif medya kategorisinde ödül kazanmış. İşte dünyanın belki de en etkileyici gerilla çalışması! Videoyu izlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca, başlığa tıklayarak filmin web sitesine de ulaşabilirsiniz.
video

23 Nisan 2009 Perşembe

FritoLay vs. Kraft




Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba!
Bu iki firmayı da büyük çoğumuz tanıyoruz. Türkiye'nin "tuzlu çerezler", yani patates cipsi pazarının büyük bölümünü elinde bulunduran ve başka faaliyetlerde de bulunuyor olmalarına rağmen daha çok bu faaliyet kollarıyla anılan iki firma. Ama sanıyorum kısaca bahsetmekte yarar var.
FritoLay, kuruuluşundan bugüne kadar atıştırmalık sektöründe faaliyet gösteren, PepsiCo.'ya ait bir firma. Firmayı incelediğimizde karşımıza çıkan en önemli özellikleri uzmanlaşmaya ciddi şekilde önem vermesi ve her ne şart altında olursa olsun büyümeyi herşeyin önünde tutan bir anlayışa sahip olmasıdır. Bu özellikleri onu dünyanın 120 ülkesinde faaliyet gösteren en büyük tuzlu çerez üreticisi konumuna getirmiştir. Ülkemizde en bilinen markası ise, Ruffles!
Kraft ise dünyanın en büyük ikinci "gıda ve içecek" üreticisi konumundadır. Nicel olarak FritoLay'in iki katından daha fazla büyüklüğe sahip olmakla birlikte, spesifik bir uzmanlaşmaya ihtiyaç duymamıştır. Çok daha köklü, tüm dünyaca tanınan markalara sahip olan şirketin ülkemizde tanınan ve pazar liderliğine oynayan markaları arasında toblerone, milka, cipso, çerezos, jacobs gibi çok güçlü markalar bulunmaktadır.
Anlayacağımız üzere, genel özellikleri itibariyle Kraft Fritolay'in gittiği yoldan çoktan dönmüş olmasına rağmen, ülkemizde tam tersi bir durum söz konusu. Bu iki şirketin kıyasıya rekabet yaşadığı Ruffles-Cipso markalarında, Ruffles her açıdan çok daha başarılı durumda. Sosyal medyayı çok etkin bir biçimde kullanıyor, tüm iletişim faaliyetlerini tam bir bütünlük içinde yürütüyor ve bir efsane olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Ancak Kraft'ın Cipso'su Türkiye pazarında ikinci marka olmakla birlikte, Ruffles'ın sağladığı müşteri sadakatini ve kazandığı marka değerini alt etmek adına çok da etkili bir faaliyet yürütmüyor. En başta marka, yaratıcısı Kar Gıda'nın yarattığı imajdan bir türlü kurtulamıyor. Eğer ekşi sözlükte marka hakkında yapılan yorumlara bakarsanız, markanın hala o günlerinin konuşulur olduğunu görürsünüz. Bununla birlikte web 2.0'ın nimetlerinden neredeyse hiç faydalanmıyorlar. En azından bir ilgili olarak ben çok aramış olmama rağmen markanın web sitesine bile ulaşamadım. Bunun yanında, tüketicinin gözünde Cipso'nun lezzetine dair ciddi şaibeler var. Arıca -ki bence en önemlisi- tüketici Cipso'nun "Cipso Paylaşılmaz" sloaganına hiç de katılmıyor.
Elbette markanın yürüttüğü stratejinin iyi yanları da yok değil. Örneğin bir dönem, Cipso'nun Ayşe Hatun Önal'lı reklam filmlerinde onunla birlikte yer almak isteyen Cipso severlere yönelik bir online yarışma kampanyası yapıldı. İlk 100 kişi Cipso'dan 1 koli cips, ilk 15 ise kendi bölgelerinde yayınlanacak Cipso reklamlarında boy gösterme fırsatı yakaladı. (Çıtır Ayşe Yarışması) Ayrıca Cipso'nun web sitesinde hala yürürlükte olan bir yarışma ise, taraftarların maç hatıralarını yayınlıyor ve en iyi anılara üç büyüklerin maçını özel locada izleme fırsatı sunuyor. Ama bana göre daha önce de söylediğim gibi, Ruffles karşısında bu kadarı yeterli değil. Ancak Kraft Foods gibi bir şirketin yöneticileri de bunun farkındalardır sanırım. Bakalım önümüzdeki günlerde rekabet kendini nasıl gösterecek?

26 Şubat 2009 Perşembe

Sürdürülebilir Pazarlama. Neden?

video
Hepimizin bildiği gibi ekonomi biliminin ortaya çıkış nedeni, dünyanın kıt kaynaklarıyla sınırsız insan ihtyaçlarını gidermektir. Buna paralel olarak pazarlama bilimi de sınırsız insan ihtiyaçlarını gidermek üzere yola çıkan işletmelerin ürün, fiyat, dağıtım ve tutundurma konularını bir bütün olarak ele alarak verimliliklerini arttırmaya, rekabet üstünlüğü elde etmelerine ve ortalama üzerinde getiri sağlamalarına olanak tanımaya çalışmaktadır. Tüm bunlar güzel ama peki ya çevre bu döngünün neresinde?
Dünyanın son 10 yıldır ciddi şekilde karşı karşıya kaldığı "küresel ısınma" tehdidi malum. Japonya, 1997'de hazırlayıp Birleşmiş Milletler üzerinden imzaya açtığı Kyoto Protokolüyle bu konuya duyarlılık gösteren ilk ülke. Ancak başta ABD olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi, sera gazlarının azaltılmasını öngören bu protokole imza koymayı reddetti. Çünkü imza koymaları halinde sanayi kuruluşlarında verimlilik(!) konusunu belli ölçüde göz ardı etmek durumunda kalacaklardı. Neyse ki ülkemizin de içinde bulunduğu muhalif ülkeler de 2008 itibariyle ya protokolü imzaladılar, ya da imzalama eğilimi göstermeye başladılar.
Bu konu, yukarıda da bahsettiğim verimlilik konusu nedeniyle ilk gündeme geldiği yıllarda pazarlamacıların pek de ilgisini çekmedi; ancak günümüzde dünyada John Grant'in başını çektiği bir grup, bu konuya yoğun şekilde eğilmeye ve toplumsal bilinç oluşturma konusunda önemli işlere imza atmaya başladılar.
Söylediğim gibi, bu hareketin öncüsü yazar John Grant, Yeşil Pazarlama Manifestosu kitabında konuyla ilgili görüşlerine genişçe yer vermiş. Yazarın kitabında anlattığı fikirlerine ışık tutan felsefeyse çok basit: "Böyle giderse üzerinde çalışacağımız bir pazar kalmayacak, geç olmadan harekete geçmeliyiz!"
Elbette durum ülkemizde de çok kötü sayılmaz. Başta garanti bankası, türk telekom ve ntv olmak üzere bir çok büyük işletme bu konuya duyarlılık göstermeye ve toplumsal bilinç oluşmasına katkıda bulunmaya çalışıyor. Bunun yanında kitleler de "doğal olana dönüş" konusunda oldukça duyarlı davranmaya başladılar. Ancak sanırım üzerimize düşen, bundan çok daha fazlası.
Facebook'ta tesadüfen karşılaştığım bir video, bu anafikri çok güzel özetliyor. Onu da bu konuya ekledim, umarım beğenirsiniz. Ayrıca yazar John Grant'in görüşlerini takip etmek için de bloguna bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim: http://greenormal.blogspot.com/

Human Vending Machine - İnsanla Çalışan Satış Otomatı



Satış otomatları ABD ve bir çok Avrupa ülkesinde uzun yıllardır kullanılıyor olmasına rağmen, ülkemizde geçmişi çok uzun sayılmaz. Coca Cola sayesinde tanıştığımız satış otomatları, bugün bir çok yerde farklı şekillerde karşımıza çıkıyor; hatta bir şirket tarafından kolaycı girişimcilere iş fikri olarak satılıyor.
Durum dünyada da farklı değil. Örneğin Japonya'da içecekten öte yiyecek, bira, prezervatif satan örneklerine de rastlamak mümkün. Hatta Londra Gatwick havalimanında, dünyanın bellek devi Kingston tarafından kurulmuş bir "ram otomatı" bile mevcut. Bütün dünyada insana bağlı olmadan çalışması, 24 saat hizmet verebilmesi ve işletme maliyetlerinin çok düşük olması gibi nedenlerle çok tercih ediliyor olmasına rağmen, ülkemizde henüz bu derece popüler değil.
Burada bahsetmek istediğim örnek yine Japonya'dan. KitKat markasının Japonya'da kullanmaya başladığı makine bir insanla çalışıyor. Parayı uzatıyorsunuz, içerideki görevli de size işaret ettiğiniz ürünü atıyor. Son derece ilgi çekici bir fikir. Özellikle teknik aksaklık nedeniyle işletilemeyen ülkelerde -örneğin Türkiye- iyi bir başlangıç olabilir diye düşünüyorum...:))

24 Şubat 2009 Salı

One Minute..!



Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta Gazze konulu panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in iddialarına yanıt vermek üzere söz isterken, toplantı yöneticisiyle yaşadığı gerginliği mutlaka hepimiz hatırlıyoruzdur. Bu çıkış üzerine hem ülkemizde hem de dünyada Erdoğan'ın muhafazakar kesimler tarafından kahraman ilan edilişini de günlerce televizyonlardan izledik.
Çok uzun sürmeden, krizden en çok yara alan otomotiv sektörünün İngiliz temsilcisi Rover firmasının Türkiye yetkili satıcı Borusan Oto,başbakanımızı "kahraman" haline getiren bu çıkışı kampanya sloganı olarak kullanmaya başlamış..:) Sanıyorum başarılı da olmuşlardır. Kampanya detayları için www.landrover.com.tr adresini inceleyebilirsiniz.

22 Şubat 2009 Pazar

Sen Musa'nın Çocuğu Olamazsın..!